Yemek Yapmak Bir Sanattır; Peki Neden?
Yemek Yapmak Bir Sanattır; Peki Neden?
Yemek yapmak, benim gözümde bir sanattır. Resim, heykel, müzik vs den hiçbir farkı yoktur. Hatta onlar gibi bilimsel bir yanı da vardır.
Resimde gerçek ressamların kendi yağlı boyalarını hazırlarken kullandıkları kimya gibi kimyasal yönü, heykeltraşların mükemmel oran-orantı dengesi için kullandıkları altın oran (Fibonacci’s Golden Ratio) gibi yüzdelik oranları, ya da bir ressamın tuvale vurduğu fırça darbelerindeki veyahut bir heykeltraşın mermere heykeltıraş çekici ile verdiği açı ile vurarak yontma tekniği gibi teknik yönleri de vardır.
Üniversite hayatımda arkadaşlarım vesilesiyle gastronomi derslerine girme şansım oldu.
Yemeğin baz-asit oranları ve bunun zaten asidik bir yapı olan midenin pH dengesi ile etkileşimi ile kimyasal yönü, “bliss point” dediğimiz haz noktası yani bir yiyeceğin tuz, şeker, baharat vs. oranını mükemmel bir noktada tutturarak yiyen kişinin sürekli yemek istemesinin sağlanmasındaki oran orantı, teknik açıdan örneğin bir tavuğu doğrama şekilleri [Batonnet (Batonet), Julienne (Jülyen), Fine Julienne, Medium Dice (Orta Küp), Small Dice (Küçük Küp), Brunoise (Burnuaz) ve Big Dice (Büyük Küp)] gibi veyahut en basitinden bir soğanı doğru şekilde göz yaşartmadan doğrama tekniği gibi gerekçelerle sizlere yemek yapmanın basit bir uğraştan çok fazlası olduğunu kanıtlayabilirim.
Resim ne kadar görsel olarak göz duyusuna hitap ediyorsa estetik bir haz oluşturuyorsa, müziğin işitsel kulaktaki duyma duyusuna hitap ettiği gibi özenle yapılmış bir yemekte tat duygusuna yani dilimizin üzerindeki papilla denilen kabarcık ve çıkıntı şeklinde tat tomurcuklarının sayesinde o yemekten estetik bir haz alabiliyoruz.
Ev hanımlarına saygım ve sevgim sonsuz. Bizlerin, tüm canlıların yaşam için gerekli olan ilkel beslenme ihtiyacımızı içlerine sevgilerini de katarak fazlasıyla karşıladıkları için minnettarım.
Ama bu işin sadece ev hanımlarına ait değil, bilinç sahibi ve fiziksel engeli bulunmayan her bir bireyin en azından kendi karnını doyurabilecek, ihtiyaç durumunda aç kalmayacak kadar yemek yapma yetisine sahip olması gerektiğine inanıyorum. Bu temel bir beceri, insanın yaşamak için hiçbir kimseye zorunlu ihtiyacının bulunmaması gerektiğinin taraftarıyım. Evet, insan bir toplum canlısı ve topluma bir derecede muhtacız. Bu manava meyve almak için olabilir ya da bir doktora tedavi olmak için muhtaç olmamız gibi. Ama benim kastettiğim toplumun en küçük yapıtaşı olan biz bireylerin kendi ayakları üzerinde durabilmesi. Bu finansal özgürlük de olabilir, psikolojik kendi kendine yeterlilik duygusu da olabilir, bu tarz temel canlı ihtiyaçları da olabilir beslenme gibi.
Eğer bu nispeten kısa fikirlerimi beyan ettiğim yazılarımı daha fazla okumak isterseniz bunu belirtebilirsiniz, çok memnun olurum. Hayatım boyunca senaryo, şiir, kısa hikaye, haber yazısı, makale gibi yazı işleriyle uğraştım ve bunlara ilgi duydum. Çok fazla araştırma yaptığım ve bundan büyük bir zevk aldığım için görüşlerimi paylaşmak isterim. Buraya kadar okuduysanız eğer, bana değerli vaktinizi ve ilginizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Bu benim için değerli. Sevgiyle kalın.
-Su Aksoy


Comments
Post a Comment