Gerçekçi İyimserlik (Realistic Optimism) Nedir? Hayata Bakış Açıları Üzerine

 Gerçekçi İyimserlik  (Realistic Optimism) Nedir? Hayata Bakış Açıları Üzerine

   Hepimiz negatiflik/pozitiflik (kötümser/iyimser) terimlerine bir yerlerden aşinayız. En azından benim ilgi alanıma girdiği için üzerine araştırma yapmayı sevdiğim bir konu. 


   Peki sadece bu ikisi mi var? Yani insanlar sadece iki kategoriye mi ayrılıyor? Bu bir kişilik özelliği mi? Bu durum kalıcı mı? Gibi sorunlarınıza cevap vereceğim. 


   Öncelikle benim en değer verdiğim ve çoğu kişinin aşina olmadığı kavram, “Gerçekçilik” (realizm). Ben bu terimi; olaylara iyi ya da kötü yandan değil, olduğu gibi, mantıklı ve nötr bir şekilde yaklaşmak olarak tanımlıyorum. 


   Ben kendimi “realist optimist” yani “gerçekçi bir iyimser” olarak tanımlıyorum. Ne Polyana gibi hayal dünyasında her şey mükemmel diye yaşıyorum, ne sürekli mutlu olmayı gülmeyi hayal ediyorum, ne de her şey olduğu gibi bu budur şu şudur diye olaylara bakıyorum. Gerçeği kabul ediyorum, dünyanın ilerleme şeklini ve her olayın nedenini sonucunu ve çevre ile olan ilişkisini benimle ilişkisini anlıyorum, ama yine de gerçekleşen her olayın bana bir ders oluğuna, benim için sonuç ne olursa olsun hayırlısı olacağına ve ne olursa olsun ben her zaman iyi olacağıma inanıyorum. 


   İnsanlar bu şekilde bu 3 kavram arasında gider gelirler. Yani iki kategoriye kimse tamamen ayrılamaz. İnsan beyni makine gibi çalışmaz. Örneğin, makineler; misal bir bilgisayarda bir tuşa bastığınızda merkeze bir komut gider ve bu hareket önceden tanımlanmış olduğu için anında sonuç gelir. Ama insan beyni bu şekilde %100 mantıkla çalışmaz. İnsanlar mantık ve duygu arasında gider gelir. Bu bir bilgisayarda işleyiş sürecini düz bir çizgi yaparken insan beyninde bir sonuca ulaşmak karmaşık kalemle rastgele karalanmış gibi bir yoldan geçer. 


   Ve evet, bu kesinlikle normaldir. İnsan biyolojik olarak bu şekilde komutanlandırılmıştır. Yani bizim insan olarak çok mutlu pozitif olduğumuz anlar da olur, çok bitik tükenmiş negatif anlarda. Bu yüzden gerçek dışı iyimserlik (unrealistic optimism) e karşıyım. Medyada yansıtıldığı gibi hayatımız asla tamamen mükemmel olamaz. Kimse %100 mutlu olamaz, kimse hayatın her dakikası tam özgüvenli olamaz. Her zaman gülmek zorunda da değiliz. 


   İnanın gördüğünüz en güçlü insanların bile nadir de olsa kendilerini çok güçsüz hissettikleri oluyor. Duygular dalga gibidir. Sürekli hareket ederler. Sürekli mutluluğu kovalamak ve üzüntüden kaçmak insanın psikolojik olarak yıpratmaktadır. Mutluluk insanın olduğu, bulunduğu yerdedir. Bir kişide, bir başarıda ya da bir nesnede saklı bir hazine değildir. Üzüntü gibi olumsuz duyurular da bize aittir ve olumlu duygulardan farksızdır. Bunu kabullenip ondan kaçmak yerine, hissettiğimiz her duyguda başkalarına yaptığımız gibi, kendimizin yanında olup, şefkat gösterip kendimize aklımıza ve kalbimize anlayışla yaklaşmalıyız. 


   Olumlu veya olumsuz düşünme adı üstünde bir düşünme şekildir. Bir hayata bakış açısıdır, ve hayır, kalıcı bir kişilik özelliği değildir. İnsan aklına ve düşüncelerine hakimdir. İnsan olarak bizler, düşünce ve duygularımızın bizi yönetmesine izin vermek yerine onları biz yönetebilirsek ve kendi düşünce ve davranışlarımızda sorumluluk ve hakimiyet

sahibi olursak hayatta çok daha başarılı ve mutlu oluruz. Düşüncelerimizi değiştirebiliriz. Kendimizi eğiterek hayatta çok daha geniş ve kapsamlı bir bakış açısına sahip olabiliriz. 


   Sürekli gülmeyi sürekli mutlu olmayı sürekli her şeyin yolunda gitmesini isteyen bir kişi maalesef hüsrana uğrayacaktır. Çünkü hayat böyle inşa edilmemiştir. Ve bende birkaç sene önce bu “aşırı pozitif” düşünce yapısına sahiptim, ta ki gerçeklerle yüzleşene kadar. Şuanki düşünce yapımın çok daha sağlıklı ve çok daha sağlam olduğunu düşünüyorum. 


   Size tavsiye ettiğim düşünce yapısını açıklıyorum;


   “Hayatta her şey birbirine bağlıdır ve neden sonuç ilişkisindedir. Hayatımda rolümü biliyorum ve davranışlarım için sorumluluk alıyorum. Ben kendimden eminim ve kendime güveniyorum. Mutlu olmayı seçiyorum. Mutlu olmayı hak ediyorum. Her şeyin, benim isteğim dışı gerçekleşse bile benim hayrıma geliştiğini biliyorum. Olumsuz olaylardan ders alıyorum ve daha bilge bir insan olarak yetişiyorum. Ve hayatta ne olursa olsun, hiçbir şey olay, ya da kimse; benden, benim fiziksel ve mental sağlığımdan önemli değil. Kendi mutluluğumu, hayat kalitemi, sağlığımı hayatımda öncelik tutuyorum. Başıma ne gelirse gelsin, ne olursa olsun, ben iyi olacağım, ben güvende olacağım, üstesinden gelebilecek güce sahibim, elimden gelen yeterli olmasa bile canım sağ olsun, ben en azından çabaladığım için vicdanım rahat olacak” 


   Hepinize mutlu ve sağlıklı günler diliyorum. Buraya kadar okuduysanız bana ayırdığınız değerli ilginiz zamanınız için teşekkürler


-Su Aksoy





Comments

Popular posts from this blog

What is Realistic Optimism? On Perspectives of Life;

Sevgiye açık olmak, genel bir kavram olarak sevgi nedir?